Hayatı romana uyarlamak

Bunu yaparsanız sıradanlığınızı, şaşkınlığınızı ve dalgınlığınızı: tam tersini yapabilirseniz, yani romanı hayatınıza uyarlarsanız kişisel becerinizi ortaya koyarsınız. Hayatı romanlardaki gibi algılamak, gerçek hayatta veya konuşma dilinde romanlardaki gibi konuşmak sizi başkalaştıramaz. Bilakis sık sık gerçeklerin sillesini yemekle kalırsınız.

İlki için “yaparsanız” ve sonraki için “yapabilirseniz” dememin nedeni de işte budur. Örneğin: okuduğu edebi metinden etkilenerek -köpeklerle arası iyi olmadığı halde- sokakta gördüğü bir köpeğe su veren birini düşünelim. Bir de gerçekten iyiliğin hamurunda olması gereken birisinin koşulsuz şartsız bir köpeğe su vermesini tefekkür edelim. Örnekteki eylem aynı olsa bile ikisi bir çizgi ile birbirinden ayrılır.

Romanın devamında: köpeğe su verirken her ikisinin de elini köpek ısırır. İlki: karakterin, onu uğrattığı hayal kırıklığını düşünür. Köpeğin elini ısırma-ması gerekiyordu oysa? Bu nasıl oldu? Böyle değildi. Eğer elimi köpek ısırdıysa muhakkak yolunda gitmeyen bir şeyler var. Diyerek içsel çatışmanın yangınını körükler.

Diğeri ise ısırıldığı vakit “onun fıtratında ısırmak, benimkinde de merhamet etmek vardır: o ısırınca, ben de merhamet edince huzur bulurum” diyerek romandaki asıl karakteri çizmeye devam eder.

İşte bu yüzden hayatın romana uyarlanması değil romanın hayata uyarlanması gerekmektedir. Bu sayede gerçeklerin kıyısında yüzecek, sahip olduklarınız her zaman size ait olacaktır. Hayal kırıklıklarınız mı? Onlar sandıktan hiç çıkmayacak…

romanlar

Son yorumlar
  1. senem 12 Ocak 2017
    • İlyas Ç. 12 Ocak 2017

Bir yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir